
13 Kasım 2006'da başlayan bu aşkta geldiğim en son nokta ona bu zamana kadar olan bütün konuşmalarımızı,mesajlarımızı,msn konuşmalarını kağıda döküp,tahta kutunun içerisinde gül yaprakları ve çikolatalarla vermek olacaktı. 2007 yılı sanırım güzel sanatlarda en çok ilerlediğim yıl olmuştu,etrafımdakiler her hafta ya bir sandık ya kutu ile ofiste yaptıklarımı merakla izliyorlar,sanırım biraz da halime acıyorlardı.19 nisan 2007,bu tarihi kendisine 3 hafta evvel söylemiş ve o akşamını ne olursa olsun bana ayırmasını istemiştim.Aslında aklımdaki fikir ona bir müzik kutusu vermekti.O yazışmalarımızı okumak için kutuyu açtığında fonda historia de un amor çalacak ve kutunun içinde onun fotoğrafı kazılı olacaktı.Kutunun siparişini bir ay evvel vermeme rağmen ne yazık ki kutu istediğim gibi olmadı ve son gün içimde bir telaş iş çıkışı Nişantaşına koştum. Önce sokak arasında bir dükkanda istediğim kutuya benzer bir kutu yakaladım,hemen ardından kapanmadan Nişantaşı Vakko'ya koşarak o sevdiğim çikolatalardan aldım. Her uğradığım dükkana kapanırken yetişiyor adeta hayır bu gece başaracağım diyordum. Son durağımız olan çiçekçide kutunun süslemesini tamamladım ve gecenin sonunu bekledim. Önce arabasını aldığını zannettim ama sözünü unutmamış.Dönüş yolunda içimde heyecan birşeyleri belli etmemeye çalışıyor,günlük sohbetler yapıyordum. Evine geldik ve tam arabadan inerken ona "Torpidoda bir paketim var verebilir misin?" dedim. O an kutuyu görünce yüzündeki şaşkınlığını dün gibi hatırlıyorum.Tam neden,ne gerek vardı diye sormadan elini tuttum ve "ben bir ay kadar olmayacağım". dedim. O anda joy fm'de "historia de un amor" şarkısı çalmaya başladı,sanırım heyecandan ikimiz de bayılacaktık."Yok artık bunu da mı ayarladın?" dedi,gülüştük.Elini daha da sıkıca tuttum ve ona sadece düşün dedim.O gece onu sordum, "biriyle hatta onunla birşey olursa ilk sana söylerim."dedi.Keşke hiç sormasaydım. Dönüş yolunda içimde mutluluk,heyecan,karmaşıklık ve en dolusu aşk eve vardım.Yolda bana attığı mesajda şu şekilde yazmış"Sen hiçkimseye benzemiyorsun..."Evet,sanırım onu sevdiğim kadar artık kimseyi sevemeyeceğim.O gece sanırım bu hikayenin iki ay kadar daha uzamasına yaradı,burda olmadığım süre boyunca gerekli gereksiz konuşmuş olduk. Neye yarar? Hayat garip tesadüflerle dolu,peki artık bana yapacak ne kaldı?Sadece buralardan çekip gitmek onun olmadığı her ne yer olursa... Bu anlamsız kalabalıktan çok mu bunaldınız,alın biranızı ve sahildeki bir banka gecenin bir vakti oturun,kendinizi dinleyin. Bogaza bakarken onun size bir an acı,bir an mutluluk veren gözlerini düşünün,biranız bittiğinde onu da bitirin ve hayata dönün. Onu çok fazla bile düşünüdünüz,emin olun o sizin onu düşündüğünüzün yarısını bile asla düşünmedi... Herşeye rağmen hayata devam,bir gün beklemediğiniz bir an ve yerde kapınızı çalarsa şaşırmayın, aşk bu, geliyorum demez...

