16.10.2009

Reddedilmek - Beyoglu


Öğle saatlerine yakın ondan gelen bir telefon ya da bir mesaj,telefondaki sesten size kibar bir şekilde seni istemiyorum,reddediyorum ya da benim aradığım başka bir şey... Zaten ona mesaj attığınız için pişmansınız,bile bile neden bir kere daha insan aynı hatayı yapar ki? Telefonu kapattınız,içinizden ona sayfalarca yazmak ya da saatlerce konuşmak istiyorsunuz ama hayır hiç gerek yok,ani bir cevap sizi daha da kötü üzebilir.Ama içinizde üzüntü,öfke,sinir daha birçoğu var,işte o zaman sadece dışarı çıkın ve yürümeye başlayın. Hele işyeriniz Taksim'e yakınsa Galatasaray'a varmadan Beyoglu sizin duygularınızı yutmaya başlayacaktır.Kalabalığın içinde yalnızlığınız,gürültünün içinde sessizliğiniz soldan İstiklal Kitabevi ile başlayın.. Boş boş cdlere,kitaplara göz atın,biliyorum o halen içinizde zaten hemen gitmesi imkansız ama devam edin,yeşilcam café'ye yaklaşırken karakedi müzikevi ve karşıdaki café'den müzikler biribirine karışacak.Ne kadar da hızlı yürüdünüz,Mephisto'da durun bir soluklanın,çalan müziğin cd'sini isteyin,sonra gözünüze takılan ilk kitabı elinize alın ve ilk sayfasını okuyun.Kitabın adına da bak!,"Başkasını seviyorum-Ömer Özgüner".Boşverin, dışarı çıkın,yürümeye devam; Atlas'a girin ve hızlıca ilk katı geçip yan pasaja devam edin.Halen size uygun ucuz yenı bırseyler bulamadıysanız panik yok. Yola devam,karşı sıradan Berlitz'in bulunduğu pasaja ordan da Beyoglu pasajına.1 saatlik yemek arası çoktan geçmiş,kafanız karışmış,yaranız halen kanıyor,boşverin başka şeyler düşünme zamanı,artık işe dönmelisiniz. Zor günler devam etmektedir,ama umudunuzu kaybetmeyin.Bu sefer kaybedilen sizsiniz ve yapabileceğiniz herşeyi yaptınız.Bir gün gelip siz bu yazıyı tekrar okurken,o sizi, çabanızı hatırlayıp aradığı başka şeyin siz olduğunu anladığında Beyoglu yine yerinde olacak ama siz artık birbirinizden çok uzakta olacaksınız...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder